Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bugünkü Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında, politika faizini %37'de sabit tutma kararı aldı.
Ekonomistlerin beklentisi de bu yöndeydi.
Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını da yüzde 35,5'te sabit tuttu.
Banka, temmuz ayındaki toplantısında da faizi %37'de sabit tutmuştu.
TCMB'nin 1 Mart'tan sonra ara verdiği haftalık repo ihalelerine 24 Ağustos'ta yeniden başlaması bazı iktisatçılar tarafından gevşeme sinyali olarak yorumlanmıştı.
İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Binhan Elif Yılmaz, bunu "parasal sıkılaşma döneminin devamı" olarak niteledi.
Sosyal medya hesabından konu hakkında bir paylaşım yapan Prof. Yılmaz "OVP'de tek haneli enflasyon hedefinin ileri bir tarihe ertelenmesi, fiyat istikrarına giden yolun tahmin edilenden daha zorlu olduğunu gösteriyor" dedi ve ekledi:
"Diğer yandan dezenflasyonun ana taşıyıcı kolu, TL'nin reel değerlenme stratejisi olarak kurgulandı. Yüksek faiz ve düşük kur ile devam ettiriliyor, carry trade için de kalıcı oldu.
"Bu şartlarda ihracatı, yatırımı arttıracak parasal/kredi olanakları olarak OVP'de yer aldığı gibi yatırım taahhütlü krediler, nefes kredileri devreye girer. Ancak kısa vadeli çözüm yerine uzun vadeli politika adımlarına ihtiyaç olduğu açık."
Merkez Bankası'nın açıklamasında kullandığı ifadeleri önceki açıklamalarla kıyaslayan Fortuna Capital ve Nurol Porföy'den Altuğ Özarslan, Merkez Bankası'nın 22 Ekim'deki Para Politikaları Kurulu'nda faiz indirim sürecine girmesini beklediğini söyledi.
Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Emre Alkin ise bu kararı şöyle yorumladı:
"Merkez Bankası "hevesim var ama sebebim yok" dedi.. Faiz değişmedi.. Yıl bitmeden belki düşebilir."
Bluebay Varlık Yönetimi'nden Türkiye'yi takip eden Tim Ash de Merkez Bankası'nın kararının doğru olduğunu söyledi.
Ekonomist İlhan Döğüş, Türkiye'yi Yeni Zelanda'yla kıyasladığı paylaşımında Yeni Zelanda Merkez Bankası'nın enflasyon %4,1'ken faiz artırdığını, Türkiye'de ise %31 olmasına rağmen sabit tutulduğunu söyledi ve "Çünkü Yeni Zelanda'da bankaların kârlılıklarına zarar veren takipteki kredi oranı düşükken Türkiye'de yüksek" dedi.
İngiltere merkezli Oxford Economics, bankanın politika faizini sabit tutmasını bekliyordu.
Kurum tarafından paylaşılan araştırma notunda, enflasyondaki kademeli yavaşlamaya rağmen enerji fiyatlarından kaynaklanan baskılar ve bozulan enflasyon beklentileri nedeniyle ilave faiz indirimi için henüz erken olduğu görüşü paylaşıldı.
Analizde, TCMB'nin haftalık vadeli repo ihalelerine yeniden başlamasının fiilen 300 baz puanlık bir gevşeme anlamına geldiği belirtildi.
Bu nedenle bankanın yeni bir faiz indirimini yılın son çeyreğine erteleyebileceği ifade edildi.
AA Finans'ın beklenti anketine katılan ekonomistlerin de beklentisi Merkez Bankası'nın politika faizini %37 seviyesinde sabit tutması yönündeydi.
BloombergHT'nin beklenti anketine katılan 19 kurum da faizin eylülde değişmeyeceği görüşündeydi.
Türkiye İstatistik Kurumu'na (TÜİK) göre ağustosta yıllık enflasyon ise %31,51'e geriledi.
Ancak enerji maliyetlerindeki artış ve eğitim kaynaklı fiyat ayarlamaları enflasyondaki yavaşlamayı sınırladı.
Oxford Economics, yılın geri kalanında enflasyondaki kademeli düşüşün sürmesini ve TCMB'nin ekim ile aralık aylarında 100'er baz puanlık faiz indirimine gitmesini bekliyor. Bu senaryoda politika faizinin yıl sonunda yüzde 35'e gerileyeceği öngörülüyor.
2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program'da (OVP) da bu üç yıl için enflasyon hedefleri önceki programa kıyasla %12,4, %12,0 ve %5,5 puan yukarı çekildi.
Program 2026 yıl sonu enflasyonunu %28,4 olarak bekliyor. Bu tahmin geçen yıla göre piyasa beklentilerine daha yakın, hatta Merkez Bankası'nın 13 Ağustos'ta açıkladığı enflasyon raporundaki %28 tahmininin de üzerinde.