Eğlence

Sıcak çay kanser yapar mı? Çayı kaynar içmek tehlikeli mi? 65 derecenin üzerindeki içeceklerde kanser riski

10.09.2026 20:47

Dünya genelinde milyonlarca kişinin vazgeçilmez alışkanlığı olan çay ve kahve tüketimi, servis ısısına özen gösterilmediğinde hayati tehlikelere kapı aralıyor.

İngiltere'de yürütülen kapsamlı bir bilimsel çalışma, yemek borusu kanseri riski taşıyan bireylerin tüketim alışkanlıklarını aydınlatırken, göz ardı edilen sıcak içeceklerin zararları konusunu yeniden gündeme taşıyor.

Yaklaşık 1 milyon kişinin katılımıyla kayıtlara geçen bu geniş çaplı araştırma, içeceklerin tüketildiği sıcaklığın organ sağlığı üzerinde doğrudan belirleyici olduğunu gösteriyor.

Herkesin korktuğu alışkanlık hayat kurtarıyor: Günde 5 fincanı görenlerin kalbi korunuyor

Uluslararası Kanser Dergisi sayfalarında yayımlanan Oxford Üniversitesi imzalı araştırma, 65 santigrat derece ve üzerindeki tüm sıvıları potansiyel tehlike sınıfına dahil ediyor.

Toplam 977 bin 282 orta yaşlı kadın ve erkeğin sağlık verilerini mercek altına alan uzmanlar, içeceklerini ılık tercih edenlerle aşırı sıcak tüketenleri kıyaslıyor.

Elde edilen veriler doğrultusunda, bardağındaki sıvıyı kaynar halde yudumlayanların özofajiyal, yani yemek borusu kanserine yakalanma olasılığı yaklaşık üç kat artış kaydediyor.

Aynı zamanda gün içinde tüketilen porsiyon miktarı da tehlike çanlarının çalmasına yol açıyor.

Araştırma sonuçları, günde 6 fincan veya daha fazla sıcak içecek tüketen bireylerde risk oranının katlandığını ortaya koyuyor.

Yemek borusundan aşağıya süzülen kaynar sıvılar, mideye ulaşana kadar iç yüzeyi kaplayan hassas hücre tabakasını tahrip ederek doku hasarına zemin hazırlıyor.

Toplumdaki yaygın inanışın aksine, içeceğe süt ilave etmek riski tamamen ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Araştırmacılar, soğuk sütün içeceği bir miktar ılıtabileceğini fakat bardağın yine de tehlikeli sıcaklık seviyelerinde kalabileceğini ifade ediyor.

Kaynama noktasında ocaktan alınan çaydanlıktaki su 100 santigrat dereceye ulaşıyor.

Bu su bardağa aktarıldığında ise sıcaklık seviyesi yaklaşık 90 ila 95 santigrat derece bandına geriliyor.

Hücre tahribatının önüne geçebilmek adına bardağın masada bir süre kendi haline bırakılması tavsiye ediliyor.

Farklı siyah kahve çeşitlerini deneyen 118 genç yetişkinin katıldığı bir başka bağımsız inceleme, katılımcıların büyük kısmının içecekleri ancak 70 santigrat derece ve üzerine çıktığında aşırı sıcak olarak algıladığını gösteriyor.

Kahve bardağı üreticilerine göre dışarıda tüketilen sıcak kahvelerde ideal içim dengesi 49 ile 60 santigrat derece arasında kalıyor.

Ancak ambalaj tedarikçisi MTPak Coffee temsilcileri, baristaların kahvenin ısısını muhafaza etmek istemesi veya müşterinin özel sıcaklık talebinde bulunması durumunda servis sıcaklığının 82 santigrat derecenin üzerine tırmanabildiğini hatırlatıyor.

Düzenli çay içen yaşlı kadınların kemikleri daha sağlam çıktı

İngiltere merkezli kanser araştırmaları vakfı Cancer Research UK (CRUK), içeceklerin güvenli ısıya inmesi konusunda kesin bir dakika vermenin güç olduğunu savunuyor.

Vakıf yetkilileri konuya ilişkin, "Ancak endişeleniyorsanız çok sıcakken içmek yerine, içilebilecek sıcaklığa düşene kadar beklemenizi öneririz" uyarısını paylaştı.

Çalışmanın liderliğini üstlenen Dr. Keren Papier, mate adı verilen çok sıcak bitki çayının yaygın tüketildiği Güney Amerika coğrafyasında da benzer sonuçlar alındığını hatırlattı:

"Bu artan riskle bağlantılı olan içecek sıcaklıklarını tam olarak belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var."

Bilim insanları, toplum genelinde kaynar sıvı tüketiminin terk edilmesi halinde her 10 yemek borusu kanseri vakasından bir ya da ikisinin tamamen engellenebileceğini öngörüyor.

Yemek borusu skuamöz hücreli kanseri nadir görülen türler arasında bulunuyor ve her yıl birkaç bin insanı etkisi altına alıyor.

Birleşik Krallık genelindeki toplumun yaklaşık yüzde 1 kadarı hayatı boyunca bu hastalık tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

Dolayısıyla aşırı sıcak içecekler riski yukarı çekse bile, bireylerin bu hastalığa yakalanma ihtimali genele bakıldığında düşük kalıyor.

Yemek borusu tümörlerini tetikleyen tek unsur sıcak içecek alışkanlığıyla sınırlı kalmıyor.

Tütün mamulleri kullanımı ve alkol tüketimi gibi yaşam tarzı faktörleri de hastalığın ortaya çıkışında büyük rol oynuyor.

Araştırmanın finansmanını sağlayan Cancer Research UK temsilcisi Fiona Osgun, bu kanser türünden korunmada en kritik adımın tütün kullanımını bırakmak ve alkol alımını asgari seviyeye indirmek olduğunu vurguluyor.

Hastalığın erken evrede fark edilmesi tedavi başarısını doğrudan etkiliyor.

Uzmanlar; sık tekrarlayan mide ekşimesi, geçmeyen hazımsızlık şikayetleri, boğaz ile göğüs kafesinde hissedilen ağrı ve ani kilo kaybı gibi semptomları yemek borusu kanserinin en belirgin işaretleri arasında sıralıyor.

Yıllardır sağlıklı diye sınırsızca yiyenler acı gerçekle yüzleşti