Derin dondurucular, mutfakta pratiklik sağlayarak uzun süre gıdaları korusa da her besin dondurulmaya aynı tepkiyi vermiyor. Özellikle su oranı yüksek olan sebze ve meyveler, dondurucuda çok hızlı tazelik ve doku kaybı yaşayan ürünlerden oluyor. Öyle ki doğru yöntemlerle saklanmadığında verdiğiniz emekler boşa gidebiliyor.
Karpuz, salatalık, çilek ve yeşillik gibi su oranı fazla olan gıdalar dondurulduğu zaman, bünyelerindeki su genleşerek keskin buz kristallerine dönüşüyor. Bu kristaller ürünlerin hassas hücre duvarlarını delerek doğal esnekliğini yok ediyor. Dondurucuda kalma süreci arttıkça tahribat artıyor ve ürünün kalitesi de hızlı bir şekilde düşüyor.
Hücre yapısı hasar alan sulu gıdalar çözüldüğü zaman kendi suyunu tutamayarak salıyor. Taze ve kıtır dokusunu yitiren sebze ve meyveler çamurumsu ya da püremsi bir kıvam alıyor. Bu da besin değerinden çok gıdanın ağızda bıraktığı his ve lezzeti olumsuz etkiliyor.
Hava sızdıran kaplarda uzun süre bekletilen ürünler nemini kaybederek dondurucu yanığıyıla karşılaşıyor. Yüzeydeki beyazımsı buz katmanları ve renk değişimleri, lezzetin bittiğini gösteriyor. Bu riskin önüne geçmek için gıdaları hava sızdırmayan vakumlu poşetlerde saklamak ve üzerlerine dondurulduğu tarihi yazmak gerekiyor.
Sulu meyve ve sebzelerin dondurucudaki saklama sürelerini kısaltmak gerekiyor. Çözüldüğü zaman doku kaybına uğrayan gıdaları direkt tüketmek yerine; çözündürmeden çorba, sos, smoothie ya da püre tariflerine eklemek lezzet kaybı hissettirmeden gıda israfının önüne geçer.