Kaynak, Murat Kocabaş/AFP/Getty Images
LGBTİ+ dernekleri ve hak savunucularına yönelik 13 Eylül'de açılan soruşturmalarda 16 kişi tutuklandı, gözaltına alınan onlarca kişinin ifade ve mahkemeye sevk süreci devam ediyor.
Gözaltıların ardından 14 Eylül'de İzmir'de düzenlenen eylemlere polis müdahale etti. Türkiye'nin yanı sıra dünyanın farklı noktalarında da destek eylemleri için çağrı yapıldı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 13 Eylül'de yaptığı açıklamada "Ailem Güvende" adıyla 15 ilde yürütülen operasyonlar kapsamında 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem başlatıldığını duyurdu.
Gürlek, "Fuhşa aracılık veya yer temin eden kişiler, bu faaliyetlere ortam sağladığı değerlendirilen işletmeler, müstehcen içerik üreten ve yayan şüpheliler ile çocukların bu içeriklere maruz bırakılmasına yönelik faaliyetlerin" soruşturulduğunu söyledi.
Ayrıca "LGBT ve ahlaksızlığı teşvik eden derneklere ilişkin; MASAK incelemelerinde bazı derneklere yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığı tespit edilmiştir. Bu para hareketlerinin kaynağı ve soruşturmalara konu faaliyetlerle bağlantısı araştırılmaktadır" ifadelerini kullandı.
LGBTİ+ hak savunucuları, Gürlek'in açıklamasında geçen "fuhuş ve müstehcenlik" suçlamalarını reddediyor ve derneklere yönelik soruşturmaların "siyasi operasyonlar" olduğunu söylüyor.
Ayrıca derneklerin yurt dışından aldığı fonların yasal olduğu ve İçişleri Bakanlığı denetimine tabi tutulduğu vurgulanıyor.
Müstehcenlik suçlaması, KAOS GL derneğinin sosyal medya paylaşımlarına dayandırılıyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre derneğin internet sitesi ile sosyal medya hesaplarında çocukların erişimine açık şekilde müstehcen içerikli paylaşımlar yapıldığına ilişkin ihbar üzerine soruşturma başlatıldı.
26 kişi hakkında arama, el koyma ve dijital materyallerin incelenmesine yönelik adli karar verilirken 21 kişi gözaltına alındı.
Gözaltına alınan kişilerin 15 Eylül'de adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.
KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, müstehcenlik suçlamasının öpüşen iki kadın film karakteri ve futbol sahasında öpüşen iki sporcunun yer aldığı paylaşımlardan kaynaklandığını söylüyor.
'ye konuşan Tar, "LGBTİ+ olmanın kendisini müstehcenmiş gibi algılayan bir zihniyetle karşı karşıyayız" diyor ve ekliyor:
"Öpüşen iki kadına müstehcen diyorlar. Bunun neresi müstehcenlik? Buradan müstehcenlik çıkartan kişilerin kendi zihniyetini sorgulaması gerekir."
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 226'ncı maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçu, "Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin" gösterilmesi, okutulması veya dinletilmesini kapsıyor.
Bu içeriğin çocukların "Girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösterilmesi" de suç kapsamına giriyor.
TCK, bu kişilerin 6 ay ila 2 yıl arasında hapis ve adli para cezasına çarptırılmasına hükmediyor.
Avukat Oya Aydın, KAOS GL hesaplarından paylaşılan görseller için "Bir kısmı çıplak ama hiçbir şekilde erotik değil, pornografik asla değil" diyor.
'ye konuşan Aydın, müstehcenlik konusunda eşcinsellere yönelik "Çok ölçüsüz bir uygulama" olduğunu savunuyor:
"Sosyal medya hatta ana akım medyada heteroseksüeller açısından son derece rahat olan paylaşımlar nedense eşcinseller söz konusu olduğunda aynı hoşgörüye tabi olmuyor."
Avukat, "Bu görüntülerin suçlamaya konu yapılması esasen doğrudan LGBTQ varlığını hedef almak" diyor.
LGBTİ+ derneklere ve hak savunucularına yönelik soruşturmalarda başka bir önemli başlık ise derneklerin yurt dışından aldığı fonlar.
5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 21. maddesinde "Dernekler mülki idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak şartıyla yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan ayni ve nakdi yardım alabilirler" deniyor.
Maddede ayrıca nakit yardımların bankalar aracılığıyla alınması zorunlu tutuluyor.
Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelik Çalışmaları Derneği (SPOD), son soruşturmalarda yurtdışı fonları sebebiyle gündeme geldi.
SPOD avukatlarından Furkan Yurt, derneğin kurucuları ve yönetim kurulu üyeleri dahil 22 kişinin 13 Eylül'den bu yana gözaltında olduğunu söylüyor.
Yurt, İstanbul'daki soruşturma kapsamında gözaltına alınanların "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "örgüte üye olma", "suçtan elde edilen gelirleri aklama" gibi suçlamalarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Avukat, SPOD'un 2026'da üç kez denetlendiğini ve yetkililerin herhangi bir usulsüzlüğe rastlamadığını anlatıyor:
"Biz bu operasyondan sadece beş gün önce İl Sivil Toplum Müdürlüğü tarafından denetlendik.
"Hesap hareketleri, tüm banka hareketleri, banka kayıtları, derneğimize giren çıkan tüm evrakları bizzat elimle götürüp teslim ettim ve bunun neticesinde de sıkıntısız, sorunsuz ve hukuka aykırı hiçbir eylemin olmadığının tespit edildiği bir denetim süreci geçirdik."
SPOD avukatı, soruşturmaya konu derneklerin İçişleri Bakanlığı onayıyla kurulduğunu, fon ve bağışların ise 24 saat içinde İçişleri Bakanlığı'na bildirildiğini ve banka hesapları yoluyla yapıldığını söylüyor.
"Şu anda endişe içerisinde tutuklama olup olmayacağını bekliyoruz" diye konuşan Furkan Yurt, kamu tarafından denetlenen resmi derneklere bu kadar ağır suçların isnat edilmesini eleştiriyor.
Yıldız Tar da çok sayıda kamu kurumu ve bakanlığın da Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) ve farklı uluslararası kuruluşlardan fon aldığını hatırlatıyor.
Hükümete yakın bazı derneklerin de bu fonlardan faydalandığını söyleyen Tar, "Bu durumda bakanlıklar da mı suçlu?" diye soruyor.
Tar, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Ortada kriminal hiçbir şey yok. Her şey yasaya uygun, demokratik şekilde ilerleyen bir süreçten ibaret."
LGBTİ+ hak savunucuları ve avukatlar, soruşturmaların "Ailem Güvende" adıyla duyurulmasını ve eşçinselliğin suç olarak lanse edilmesini eleştiriyor.
Bu konuda 2025'te basına sızan yargı paketleri taslaklarında "Hayasızca hareketler" başlığı altında "biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunan kişilerin" hapis cezasına çarptırılmasına dair madde önerileri yer almış ancak tepkiler sonrası bu öneriler taslaklardan çıkarılmıştı.
Oya Aydın, "Zaten operasyonun kapsamına, adına baktığımızda da yasayla getirmek isteyip getiremedikleri 'eşcinselliğin suç sayılması' meselesini fiilen uygulamaya geçirme çabası olarak görüyorum ben bunu" diyor.
Aydın, soruşturmalara "Ailem Güvende" adı verilmesini "eşcinselliğe savaş açmak" olarak yorumluyor.
Furkan Yurt, "Bu operasyona istinaden 'Bizim ailemiz şu anda hiç güvende değil' diyoruz" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor:
"İktidar [LGBTİ+'lara karşı] bir kamusal rıza yaratamadığı için, [LGBTİ+ karşıtı maddeleri] kanunlaştıramadığı için, yargı paketlerini geçiremediği için tamamen siyasi bir operasyonla derneklerin üzerinde böyle bir baskı kurmayı tercih etti."
Yıldız Tar ise LGBTİ+'ların "Hiçbir dönemde aileye tehdit olmadığını" savunuyor:
"Aileyi güvence altına almak isteyen bir iktidarın şu anda sosyal politikaları uygulaması, yoksullukla mücadele etmesi ve aile içerisindeki şiddeti bitirmesi gerekir.
"Ama onlar bunun yerine bir sis perdesi olarak LGBTİ+ düşmanlığını ve LGBTİ+'lara zulmü koyuyorlar."