16 Eylül 2026 Çarşamba ☁️ Kadıköy 20°C
Site Menüsü

Bütün yollar Roma'ya çıkmıyormuş. Araştırmaya göre İstanbul daha merkezi

1 saat önce 2
Şimşek AI Bu haberi sadece üç cümle ile özetleyebilir.
Özetlemek için buraya basın

Roma İmparatorluğu’nun yaklaşık 300 bin kilometrelik kara yolu ağını inceleyen yeni araştırma, ''Bütün yollar Roma’ya çıkar'' sözünün gerçeği tam olarak yansıtmadığını gösterdi.

Antik Roma’nın ilk imparatoru Augustus, milattan önce 20 yılında Roma Forumu’na ''Milliarium Aureum'' olarak bilinen Altın Kilometre Taşı’nı diktirdi.

 

İmparatorluktaki yolların sembolik başlangıç noktası kabul edilen bu anıt, zaman içinde ''Bütün yollar Roma’ya çıkar'' sözünün doğmasına katkıda bulundu. Ancak Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni araştırma, Roma’nın, kara yolu ağının gerçek merkezi olmadığını ortaya koydu.

 

Araştırmacılar, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya yayılan yaklaşık 300 bin kilometrelik Roma yolunu yapısal olarak inceledi. Ağ; Fas ve Arabistan çöllerinden İskoçya’ya, Atlantik Okyanusu kıyılarından Anadolu’ya kadar uzanıyordu.

 

Araştırmanın sonuçlarına göre Roma, Akdeniz’deki deniz ulaşımı açısından merkezi bir konumdaydı ancak imparatorluğun kara yolu sisteminin merkezinde yer almıyordu.

 

Danimarka’daki Aarhus Üniversitesi’nden klasik arkeolog Tom Brughmans, eyalet başkentlerinin kendi bölgelerindeki yollar üzerinde son derece elverişli noktalara kurulduğunu belirtti. Bunun eyaletlerin yönetimini ve vergilerin toplanmasını kolaylaştırdığı değerlendiriliyor.

 

Yol bağlantısı güçlü merkezler arasında bugünkü Ankara, Londra ve Korint de bulunuyordu.

 

Araştırmacılar, İtalya Yarımadası’ndaki bütün hareketlilik dikkate alındığında en merkezi güzergahın Roma’dan geçmediğini de belirledi. En önemli yolun, yarımadanın karşı tarafındaki Adriyatik kıyısını takip ederek Roma’yı devre dışı bıraktığı görüldü.

İmparator Konstantin, milattan sonra 4’üncü yüzyılın başlarında imparatorluğun başkentini o zamanki Konstantinopolis’e yani İstanbul'a taşıdı.

 

Araştırmaya göre Avrupa ile Asya’nın birleştiği noktada bulunan yeni başkent, imparatorluk genelindeki kara ulaşımı açısından Roma’dan çok daha merkeziydi.

 

Brughmans, Konstantinopolis’in imparatorluk çapındaki kara yolculukları için ''olağanüstü merkezi'' bir konumda bulunduğunu ve bu bakımdan Roma’nın çok önünde olduğunu söyledi.

Roma yolları, dünyanın ilk kıta ölçekli ulaşım sistemlerinden birinin omurgasını oluşturdu. Kara yolları; gemilerin kullanabildiği nehirler ve deniz rotalarıyla birleşerek geniş bir ulaşım ağı meydana getirdi.

 

Roma lejyonları tehditlere karşı harekete geçmek, başka birliklere yardım etmek ve yeni bölgeleri ele geçirmek için bu yollardan yararlandı. Mallar, fikirler, insanlar ve hastalıklar da imparatorluk boyunca bu güzergâhlardan yayıldı.

 

Erken Hristiyanlık gibi dönemin yeni düşünceleri de insanların kara ve deniz yolculuklarıyla farklı bölgelere ulaştı.

 

Ancak araştırmacılara göre yolların büyük bölümü askeri seferlerden çok, çiftlikler ile tarlalar arasındaki günlük yolculuklarda ve ürünlerin yerel pazarlara taşınmasında kullanılıyordu.

Bazı Roma yolları kırma taş, kireç harcı, çakıl ve kaldırım taşlarının birlikte kullanılmasıyla inşa edildi. Yollardaki trafik büyük ölçüde yürüyen insanlardan, at, eşek, katır ve deve gibi hayvanlardan ve hayvanların çektiği arabalardan oluşuyordu.

 

Roma mühendisleri yolları mümkün olduğunca düz inşa etmeye çalıştı. Roma’nın güneyindeki Via Appia bunun en bilinen örneklerinden biri oldu.

 

Ancak araştırma, yolların yalnızca coğrafi koşulların izin verdiği bölgelerde düz olduğunu gösterdi. Belçika, Fransa’nın kuzeyi ve İtalya’daki Po Ovası gibi düz alanlarda doğrusal güzergâhlar kurulurken, dağlık bölgelerde yollar araziye uyum sağladı.

 

Brughmans, Romalıların yol yapmak için dağların yerini değiştirmeye çalışmadığını, onların da doğaya boyun eğmek zorunda kaldığını ifade etti.

 

MODERN OTOYOLLAR ANTİK YOLLARI İZLİYOR

 

Roma yollarının büyük bölümü, Batı Roma İmparatorluğu’nun 476 yılında yıkılmasından sonra da kullanılmaya devam etti. Bazı güzergâhlar Orta Çağ boyunca temel ulaşım hatları olmayı sürdürdü ve önemini demir yollarının ve modern otoyolların geliştiği 19’uncu ve 20’nci yüzyıllara kadar korudu.

 

Araştırmacılar, günümüzdeki birçok kara yolunun antik Roma güzergâhlarını takip ettiğini de belirledi.

 

Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, İspanya’nın güneyindeki Cadiz’den Pireneler’e uzanan Via Augusta oldu. Antik yol, Tarragona ile Barcelona arasındaki Arc de Berà zafer takının altından geçiyor ve büyük ölçüde günümüzdeki N-340 kara yoluyla aynı güzergâhı izliyor.