Kaynak, Serhat Cağdaş/Anadolu Ajansı/Getty Images
Borsa İstanbul'da günlerdir süren düşüşün ardından hükümet piyasada krizi önlemek için sert önlemler açıkladı.
16 Eylül'de Pusula Portföy ve Tera Portföy şirketlerinin bazı yatırım fonlarının temerrüde düşmesi ile fon piyasasındaki çalkantı iyice derinleşmişti.
Değer kaybının artmasının ardından kamu kurumları ve denetleyiciler devreye girdi.
Önlemlerin açıklanması ile BIST 100 endeksi 13 binin üzerine çıktı.
Peki her şey nasıl başladı ve ilerledi? Bu karmaşık süreci özetliyoruz.
Türkiye'de çok sayıda yatırım fonu bulunuyor.
Bu fonlar, yatırımcılardan topladıkları paraları çeşitli hisselere, değerli metallere veya diğer araçlara yatırabiliyor.
Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve Finansal Mükemmeliyet Direktörü Profesör Yiğit Atılgan, bazı fonların küçük şirketlerin az işlem gören hisselerini (sığ hisse) büyük miktarlarda ve olduğundan yüksek fiyatlara alarak değerlerini suni bir şekilde yükselttiğini anlatıyor.
Şirketlerin değeri yükseldiğinde onlara yatırım yapmış olan fonların da değeri artıyor.
'nin sorularını yanıtlayan Atılgan, "Böylece arkasında bir değer olmasa da kağıt üzerinde yüksek bir getiri görünüyor" diyor.
Bu fonlardan birinin yoğun alım yaptığı bir hisseyi incelediğimizde değerinin sekiz ay içinde %3.000'den fazla arttığını gördük.
Bu hızlı yükseliş, küçük yatırımcıların dikkatini çekerek fona yatırım yapmalarını sağlıyor.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 28 Ağustos'ta yatırım fonlarına dair rehberini değiştirdi. Bundan önce fonlar tüm varlıklarını tek bir hisseye yatırabiliyordu.
Bu tarihten itibaren fonların yatırımlarını çeşitlendirmeleri zorunlu kılındı, %20'sinden fazlasının tek bir gruba ait araçlara yatırılması ise yasaklandı.
Sığ hisselerin yüklü şekilde alımı da engellendi.
Fonların yıl sonuna kadar ellerindeki hisseleri belli bir takvim içinde satması kararlaştırıldı.
'nin sorularını yanıtlayan GCM Yatırım Başekonomisti Evren Kırıkoğlu, hisseler düştükçe yatırımcıların fonlardan çekilmek için hisselerini satmaya başladığını ve böylece borsada genel bir düşüş yaşandığını aktarıyor.
Finans uzmanı ve Phoenix Danışmanlık şirketinin kurucusu İris Cibre ise 'ye yaptığı değerlendirmede "Doğa dışı hareketlerle hisse fiyatlarını şişiren fonlarda" değer kaybının ardından yaşananları şöye anlatıyor:
"Sert gerileme hem fonlardan çıkışın karşılanması ihtiyacı dolayısıyla hisse satışları hem de piyasada genel bir panik hali ile satış kaynaklıydı."
Satış talebinin patlamasının ardından Pusula Portföy ve Tera Portföy'ün bazı fonları temerrüt ilan etti, yani yatırımcıların ödemelerini yapamadığını açıkladı.
Çünkü satılmaya çalışılan hisseler tıpkı bir balon gibi "şişirilmişti".
'ye konuşan ekonomist Kerim Rota, bu fonların "Yapay fiyat oluşumu" yoluyla hisselerini gerçek değerlerinin çok üstünde nasıl değerlendirdiğini şöyle anlatıyor:
"Benim elimde 10 liralık bir hisse var. Onu [anlaştığım birine] 12 liraya satıyorum. Aynı gün içinde de o kişiden 12 liraya geri alıyorum. Bunu istediğiniz şekilde yukarıya götürebilirsiniz.
"Bu hisse artık o kadar sığ hâle geliyor ki sadece sizin yaptığınız bir tahta veya sizin yaptığınız bir işlem olmaya başlıyor. İstediğiniz zaman fiyatını yukarı çekebiliyorsunuz, istediğiniz zaman indirebiliyorsunuz. Çünkü bütün hisseler sizin elinizde."
Temerrüt ilanlarının ardından gözler değer kaybeden fon yöneticilerine döndü.
Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız 15 Eylül'de tutuklandı.
Info Yatırım ve Hedef Holding yöneticisi Namık Kemal Gökalp, Destek Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Altunç Kumova ve Tera Holding Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Bekci gözaltına alındı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 18 Eylül'de yaptığı açıklamada konuyla ilgili 4 kişinin tutuklandığını ve 51 kişiye yurtdışına çıkış yasağı getirildiğini duyurdu.
Pusula'yı satın alacağı öne sürülen Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ise 16 Eylül akşamı sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Tezmen, "Portföy Yönetim Şirketimizin belirli fonlarında yaşanan geçici bir likidite sıkıntısından ibarettir" dediği piyasa krizine yol açan şeyin "Mâlum şer odaklarının son derece planlı, kasıtlı ve organize bir spekülatif atağı" olduğunu iddia etti.
Tezmen'e de 17 Eylül'de yurt dışına çıkış yasağı getirildi.
Kerim Rota, bahsi geçen fonlardaki sorunların uzun süredir yetkililer ve piyasa profesyonelleri tarafından bilindiğini, buna karşın aylardır adım atılmadığını söylüyor.
Rota, "Herhalde artık bu işin çok sistematik bir risk hâline geleceği düşünüldü veya siyasi olarak bir şekilde dengeler değişti" diyor.
Piyasadaki hareketliliğin ardından Finansal İstikrar Komitesi 17 Eylül'de toplandı.
Komitenin açıklamasında Borsa İstanbul ve sermaye piyasalarında yapısal bir risk bulunmadığı, fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaşan sorunun "geçici ve yönetilebilir" olduğu ifade edildi.
Açıklamanın ardından Merkez Bankası da piyasayı rahatlatacak yeni adımlar duyurdu.
SPK ise yedi şirkete ait 131 fonun tasfiye ettirilmesine karar verdi.
Açıklamada kararın "Sermaye piyasalarının güvenilir, şeffaf, istikrarlı bir ortamda işleyişinin sağlanması ile yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen" alındığı belirtildi.
İris Cibre, fonlara yönelik düzenleme getirilmesinin beklendiğini ancak "Beklentinin çok üzerinde sert bir düzenleme ile karşılaştıklarını" söylüyor.
Cibre, sorunlu fonlara ve değerleri şişirilen hisselere dair ise şu ifadeleri kullanıyor:
"Geçmişte bu doğal dışı fiyat hareketlerine bir önlem alınmadığını gördük. Bu çok uzun süreli bir durumdu ama düzenlemeyle ilgili bir aksiyon alınmadı."
Bu süreçte çoğunluk hisseleri Pusula Portföy'de bulunan Katılımevim ve Birevim'in kamu iştiraki Emlak Katılım tarafından satın alınmasına yönelik resmi görüşmelere başlandığı da ilan edildi.
Duyurunun ardından bu satın almanın gerçekleşmesi durumunda özel fonların yol açtığı zararın dolaylı yoldan kamu tarafından sırtlanılacağı eleştirileri yapıldı.
Kerim Rota, konu hakkında şunları söylüyor:
"Doğrusu oradaki sözleşmelerin Emlak Katılım'a geçirilip, şirkette oluşan açığın tespit edilip, onun da ilk kurucularından tahsil edilmesi ve hukuki girişimlerin yapılmasıdır.
"Satın alma deyince her şeyin üstü biraz örtülmüş oluyor. Kamu kaynağını kullanıp işi bitirmiş oluyorsunuz."
Fon krizindeki en kilit sorulardan biri ise şişirilmiş hisselere yüz milyarlarca lira ödeme yapan yatırımcılara ne olacağı.
SPK, 18 Eylül'de tasfiyeler için İş ve Ziraat bankalarının görevlendirildiğini açıkladı. Tasfiye sürecinin en fazla üç ayda tamamlanacağını vurguladı.
İris Cibre, bu süreçte SPK'nın tasfiye kararı verdiği fonların varlıklarının satılarak borçlarının ödeneceğini ve kalan sermayenin paylarına göre yatırımcılara dağıtılacağını anlatıyor.
Uzman, bu fonlara ait hisseler şişirilmiş olduğu için yatırımcıların kayba uğrayabileceğine dair uyarıyor.
Kerim Rota da sorunlu fonlardaki yatırımların büyük oranda kaybolacağını söylüyor:
"[Şişirilmiş] fiyatlardan fona girenler hisselere bu paraları ödedi. Ama [şimdi] bu kağıtları bu fiyatlardan satın alacak kimse yok. Dolayısıyla aynen bir Ponzi düzeninde olduğu gibi son girenlerin çok önemli bir para kaybı olacak."
Türkiye'de "saadet zinciri" olarak da bilinen Ponzi Şeması, uluslararası geri ödeme kuponlarının ülkeler arası fiyat farklılığından kâr etmek amacıyla kurulan bir sistemdi.
Ancak piramit olarak büyüyen sistem ile ilgili endişelerin artması ve nakit akışının kesilmesiyle sistem en sonunda çöktü.
Kerim Rota, Katılımevim ve Birevim'in ise sorunlu fonların aksine saadet zinciri olmadığını savunuyor.
Ekonomist, bunların kamuya devredilmesi durumunda yatırımcılar için risk olmayacağını söylüyor.
Evren Kırıkoğlu da bazı yatırımcıların zarar edeceğini fakat bunun piyasalarda kalıcı bir etki bırakmayacağını söylüyor:
"Özel yatırımcı para kaybetti diye sistematik risk olmaz.
"Medyada sıkça yer alır, çok tartışılır ama Türkiye ekonomisine sistemik bir risk vermez. Birileri borsada para kaybetmiş gibi bir etki yaratır."
Yiğit Atılgan, "Kısa dönemde çok güven kaybı olacaktır, yatırımcılar bu tip fonlara ve küçük hisselere kolayca dönmeyecektir. Böylece Borsa İstanbul'da zaten sınırlı olan likidite daha ziyade büyük hisselerde birikecektir" diyor.
Atılgan, orta vadede Borsa İstanbul'un biraz daha sağlıklı işleyen bir yapıya bürünebileceği görüşünde.