Eğlence

Telefonda sonsuz kaydırma zararlı mı? Sosyal medya depresyon yapar mı? Sonsuz kaydırma zihinsel yorgunluğa yol açıyor

27.09.2026 23:28

Karabük Üniversitesi akademisyenleri, sosyal medya platformlarında saatlerce süren kesintisiz gezintinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini mercek altına aldı.

Psikoloji profesörü Hasan Batmaz, araştırmacılar Cemile Büşra Özsağır ve Halise Arslan Şekkeli tarafından yürütülen bilimsel çalışma, halk arasında 'beyin çürümesi' olarak adlandırılan durumun doğrudan depresyona yol açmadığını kanıtladı.

439 genç yetişkin üzerinde yapılan kapsamlı analiz; sürecin ilk aşamada zihinsel tükenmişliği tetiklediğini, ardından yükselen stres ve anksiyete üzerinden adım adım depresif belirtilere uzandığını gösterdi.

Sosyal medya çılgınlığı sınır tanımıyor: Milyarlık ordular bu ağlarda yaşıyor

Araştırma ekibi, yaş ortalaması 22,15 olan katılımcıların dijital alışkanlıklarını incelerken vahim kullanım süreleriyle karşılaştı.

Katılımcıların yüzde 50'sinden fazlası sosyal medyada günde en az 5 saat geçirdiğini belirtirken, yaklaşık dörtte birlik kesim ise günlük kullanımının 7 saati aştığını bildirdi.

Bilim insanları ulaştıkları verileri Bilişsel Yük Teorisi üzerinden açıkladı.

Bu kurama göre, insan beynindeki çalışma belleği sınırlı kapasite barındırıyor ve çok fazla bilginin kısa sürede işlenmeye çalışılması zihinsel mekanizmayı aşırı yüke boğuyor.

Tiktok ve Instagram gibi platformların sunduğu kısa video mimarisi zihinsel karmaşayı daha da derinleştiriyor.

Kullanıcı birkaç saniye içinde kahkaha dolu bir videodan hüzünlü bir habere, hemen ardından bir yemek tarifine ya da bambaşka bir konuya geçiş yapıyor.

Algoritmaların dayattığı bu kontrolsüz akışta konu ve bağlam anbean değişirken, insan beyni önüne gelen veriyi işlemek, anlamlandırmak ve uzun süreli belleğe aktarmak için ihtiyaç duyduğu biyolojik zamana ulaşamıyor.

Sonuçta zihin, sürekli parçalanan dikkatin ve işlenemeyen enformasyon yığınının altında eziliyor.

Çocukların sosyal medya kullanımında tarihi dönüm noktası: Türkiye dahil 18 ülke resmen düğmeye bastı

Bilimsel analizin en dikkat çekici bulgusu, beyin çürümesi ile depresyon arasında doğrudan ve istatistiksel bir bağ görülmemesi oldu.

Araştırmacılar, bilişsel yorgunluğun zihinsel kaynakları tüketme biçimini açıklarken, "Süreç önce tükenmişlik, ardından stres ve kaygı üzerinden ilerleyerek depresif belirtilere uzanıyor" tespitini paylaştı.

Zihinsel çöküşün devamında stres ve anksiyete seviyeleri hızla yükselişe geçiyor.

Bu iki faktör ise zamanla depresif belirtilerin ortaya çıkmasına ortam hazırlıyor.

Araştırma heyeti, birbirini tetikleyen bu aşamalı süreci raporda 'kayıp sarmalı' olarak tanımladı.

Çalışmada kadın ve erkek katılımcılar arasında bazı psikolojik farklılıklar da kayda geçti.

Kadın katılımcılar erkeklere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek bilişsel yorgunluk, tükenmişlik, stres ve anksiyete bildirdi.

Buna karşın iki grup arasında ölçülen nihai depresyon seviyeleri oldukça benzer çıktı.

Karabük Üniversitesi uzmanları, depresif tablonun sosyal çevreden genetik yatkınlığa kadar pek çok etkenden beslenen karmaşık bir yapı taşıdığını, ortaya çıkan tablonun yalnızca ekran süresiyle açıklanamayacağını vurguladı.

6 hafta boyunca sosyal medya hesaplarını kapatanların akıl sağlığında muazzam değişim

Sonsuz kaydırmanın ötesinde, olumsuz haberleri takıntılı biçimde takip etme davranışı olarak bilinen 'doomscrolling' de ruhsal çöküşü hızlandırıyor.

İnsanların savaş, ekonomik darboğaz veya iklim krizleri karşısında kaygılarını kontrol etme güdüsüyle başvurduğu bu yöntem, zihni daha büyük bir karamsarlığa sürüklüyor.

Birleşik Krallık merkezli Virgin Media O2 şirketinin 6 binden fazla kişiyle yaptığı araştırma, telefon kullanımının yüzde 36'sının istem dışı gerçekleştiğini ve günde 1 saat 26 dakikayı bulduğunu gösterdi.

Hesaplamalar, 10 yaşında akıllı telefon kullanmaya başlayan bir bireyin 88 yıllık ömründe yaklaşık 41 bin saatini, yani neredeyse 5 yılını ekrana feda ettiğini ortaya koydu.

Ekran başında harcanan istemsiz mesai, bireylerin profesyonel çalışma hayatını da doğrudan zedeliyor.

Yapılan sektörel incelemeler, mesai esnasında aralıksız olumsuz haber ve sosyal medya akışı tüketen çalışanların işe bağlılık duygusunun hızla aşındığını saptadı.

Ekranda görülen kasvetli içerikler zihni sürekli meşgul ederken odaklanma gücünü ve iş verimliliğini baltalıyor.

Belirsizlik dönemlerinde kontrol hissi yakalamak amacıyla girilen bilgi arayışı, bireyi kendi ürettiği zihinsel kafese hapsederek tükeniş sürecini tamamlıyor.

Sosyal medya platformlarına milyarlarca dolar kazandıran karanlık taktik