28 Eylül 2026 Pazartesi 🌧️ Kadıköy 18°C
Site Menüsü

Okullarda şiddet neden artıyor? Okul şiddeti nasıl önlenir? Polisiye tedbir yerine sosyal alan önerisi

2 saat önce 2
Şimşek AI Bu haberi sadece üç cümle ile özetleyebilir.
Özetlemek için buraya basın

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde 22 Eylül 2026 tarihinde 11 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı okul saldırısı; çocukların ateşli silahlara erişim kolaylığını, aile yapısını, dijital alışkanlıkları ve okulların riskli davranışları erken fark etme gücünü yeniden tartışmaya açtı.

Yaşanan bu sarsıcı hadisenin ardından eğitim kurumlarında büyüyen şiddet sorununu değerlendiren Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, okullardaki tehlike işaretlerinin ve erken uyarı mekanizmalarının sil baştan tanımlanması gerektiğini dile getirdi.

Eğitim kurumlarında uygulanan mevcut denetimlerin sadece açıkça disiplin suçu işleyen öğrenciler üzerinden yürütüldüğünü hatırlatan Dr. İpek Coşkun Armağan, bu yaklaşımın yetersiz kaldığına işaret etti.

Sınıfta devamlı uyuyan, kendi dünyasına çekilen ya da arkadaş çevresiyle bağlarını bütünüyle koparan çocukların da kritik bir tehlike sinyali verdiğini aktardı.

Okullarda kurgulanan erken uyarı mekanizmalarının yalnızca kuralları çiğneyen veya kavgaya karışan çocuklara odaklanmaması gerektiğini, sessiz çığlıkların da aynı ciddiyetle takip edilmesini istedi.

Türkiye'de artan şiddetin perde arkasındaki 5 neden

Dr. İpek Coşkun Armağan, son zamanlarda baş gösteren şiddet vakalarının tek bir gerekçeyle açıklanamayacağını belirterek tablonun bireysel, çevresel ve yapısal yönleriyle ele alınmasını önerdi.

Manisa'da meydana gelen kanlı eylemin kamuoyunda basit bir 'kız meselesi' şeklinde etiketlenmesine karşı çıkan deneyimli doktor, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Manisa ve daha önce yaşanan vakalara baktığımızda çocuklarda ve hatta özellikle erkek çocuklarda duygu düzenlemeyle ilgili ciddi sorunlar görüyoruz.

Erkek çocukların erken yaşta sorumluluk almaya, sosyalleşmeye, gerçek yaşam deneyimleri kazanmaya ve zorluklarla karşılaşarak dayanıklılık geliştirmeye ihtiyaçları var.

'Kız meselesi' veya başka bir anlaşmazlık bu tür olaylarda ancak tetikleyici olabilir."

Asıl odaklanılması gereken meselenin ise çocuğun öfkesini ve hissettiği ağır duyguları neden kontrol edemediği olduğunu vurguladı.

Mevcut eğitim düzeninde erkek çocuklarının hareket gereksinimlerinin göz ardı edildiğini savunan Dr. İpek Coşkun Armağan, sıralarda saatler boyunca kıpırdamadan oturmanın kimi öğrenciler açısından kavrama ve öğrenme kabiliyetini tıkadığını açıkladı.

Aile içi bağların ve ebeveyn tutumlarının da bu süreçte belirleyici rol oynadığını kaydeden uzman isim, genç neslin sorumluluk üstlenmesini ve toplumsal hayata daha güçlü katılım sağlamasını mümkün kılacak zeminlerin hazırlanması gerektiğinin altını çizdi.

Katliamı canlı yayınlayıp puan topluyorlar: Okul saldırılarının arkasındaki akılalmaz şöhret yarışı

Günümüz çocuklarında hissedilen derin yalnızlık duygusuna parmak basan Dr. İpek Coşkun Armağan, sanal ortamdaki video oyunlarının ve denetimsiz dijital içeriklerin bu boşluğa yerleştiğini kaydetti.

Ekran karşısında geçen uzun saatlerin çocukları gerçek yaşamdan büsbütün kopardığını belirterek, sosyal izolasyonun gençleri ruhsal açıdan savunmasız bıraktığına dikkat çekti.

Eğitim kurumlarındaki şiddet eğilimine yalnızca kapılara kilit vurarak veya polis yığarak son verilemeyeceğini savunan Dr. İpek Coşkun Armağan, somut çözüm önerilerini paylaştı.

Okul alanlarının sosyal birer çekim merkezi haline dönüştürülmesi gerektiğini kaydederek, çağrısını şu sözlerle tamamladı:

"Birinci derece riskli bir okulun kapısına yalnızca güvenlik görevlisi koymak yetmez.

O okulun yanına halı saha, basketbol alanı veya spor salonu yapalım.

Çocukların boş zamanlarını değerlendirecekleri etkinlikler oluşturalım.

Okulun sosyal hareketliliğini artıralım."

Ekranlardaki şiddet sahnelerinin oranı yüzde 86