Mevsim normallerinin altına inen hava sıcaklıklarıyla birlikte Türkiye genelinde milyonlarca insan hastalıklara karşı önlem almak amacıyla aktarların yolunu tutuyor
Soğuyan günlerde hem bağışıklığı desteklemek hem de günün yorgunluğunu üzerlerinden atmak isteyen vatandaşlar, bağışıklık sistemini güçlendiren çaylar tüketerek şifa bulmaya çalışıyor.
Uzmanlar ise cezvede ya da fincanda hazırlanan içeceklerin rastgele kaynatılmaması gerektiğini, doğru bitki çayı hazırlama kurallarına uyulmadığında faydalı etken maddelerin tamamen yok olduğunu dile getiriyor.
Bitki çayıyla zayıflamak isterken organ nakli olmak zorunda kaldı
Fincandaki içeceğin gerçek lezzetine kavuşması ve bünyesindeki tüm şifayı bedene aktarması, seçilen tekniğe doğrudan bağlılık gösteriyor. Bitkilerin türlerine ve morfolojik yapılarına göre temelde iki ayrı teknik uygulanıyor.
Geleneksel yaklaşımların aksine, her bitkisel ürün aynı tencerede ya da demlikte pişirilmeye uygunluk taşımıyor.
Fitoterapi uzmanları bu ayrımı şu sözlerle netleştiriyor:
"Bitkinin türüne göre uygulanması gereken iki temel teknik var; her bitki aynı yöntemle hazırlanmaz!"
Doğru tekniğin tercih edilmemesi, binbir emekle toplanan bitkilerin tüm faydasını sıfırlıyor.
Ihlamur, papatya, nane ve melisa gibi narin yapraklı ve çiçekli bitki kısımları asla doğrudan ateş üzerinde kaynatılmamalı.
Yüksek ateşle temas eden bu hassas dokular, bünyelerinde sakladıkları değerli uçucu yağları, vitaminleri ve iyileştirici etken maddeleri buharlaşma yoluyla kaybediyor.
Bu tür narin dokulardan faydalanmak isteyenlerin infüzyon tekniğini yani klasik demleme yolunu seçmesi şart görülüyor.
Demleme sürecinde öncelikle su ocakta kaynama noktasına ulaştırılıyor ve hemen ardından ocaktan alınıyor.
Suyun ilk fokurdaması geçene kadar kısa bir süre dinlenmesi bekleniyor.
Dinlendirilen sıcak suyun içerisine ilave edilen narin bitkilerin üzeri derhal kapatılıyor.
Kapağı kapalı şekilde 5 ila 10 dakika boyunca demlenen çay, uçucu yağlarını hapsettiği için tüm şifasını suya bırakıyor.
Kas yapmak için et yeme zorunluluğunu bitiren bitkisel diyet
Tarçın kabuğu, taze veya kuru zencefil, zerdeçal kökü, kuşburnu ve karanfil gibi sert yapılı bileşenler ise yalnızca sıcak suya bırakılarak içindeki gücü salmıyor.
Lifli ve odunsu dokudaki bu sert malzemelerin gizli özlerini suya geçirebilmesi için doğrudan ısı enerjisine gereksinim duyuluyor.
Bu sebeple kök ve tohum formundaki bitkilerde dekoksiyon adı verilen kaynatma yöntemi devreye giriyor.
Sert bitki parçaları kesinlikle kaynar suya atılmıyor; ilk etapta soğuk suyla birlikte demliğe veya tencereye alınıyor.
Kısık ateşte 10 ila 15 dakika boyunca kontrollü şekilde kaynatılan karışım, dekoksiyon sürecini tamamlıyor.
Bitkinin kimyasına uygun adımlarla hazırlanan bir fincan içecek, tüm mineral, öz ve şifalı yapı taşlarını eksiksiz biçimde insan bedenine kazandırıyor.
Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) tarafından yayımlanan tıbbi bitki çayları rehberinde, doğru hazırlanmayan karışımların vücuda yarar yerine yük getirebileceği ifade ediliyor.
Eczacılık ve fitoterapi alanındaki bilimsel veriler, bitkisel ürünlerin gelişigüzel karıştırılmaması ve pişirme sürelerinin aşılmaması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
Çaysever bireylerin, bitkilerin narin yaprak mı yoksa sert kök mü olduğunu ayırt ederek mutfağa girmesi sağlıklı bir kış mevsiminin anahtarını sunuyor.
Düzenli çay içen yaşlı kadınların kemikleri daha sağlam çıktı