Siyaset

Suriye'nin resmi haber ajansı SANA: 'Mihraç Ural yakalandı'

15.10.2026 13:50

Suriye devlet haber ajansı SANA, Ali Kayalı olarak da bilinen Mihraç Ural'ın sınırdan kaçmaya çalışırken yakalandığını bildirdi.

Ajansın haberinde, Ural'ın hangi sınırda yakalandığı ifade edilmedi.

Beyrut merkezli El Modon haber sitesi Suriyeli yetkililerin Ural'ı, yardımcısı Cemal Trablusi'nin yakalanmasından birkaç gün sonra gözaltına aldığını bildirdi.

Ural, 2013'te Suriye'nin Tartus iline bağlı Banyas'taki Ayn el Beyda'da düzenlenen katliamdan ve aynı yıl Türkiye'nin sınır ilçesi Reyhanlı'da gerçekleştirilen bombalı saldırılardan da sorumlu tutuluyordu.

'nin 2013 yılında sorularını yanıtlayan Ural, Reyhanlı katliamıyla ilgili suçlamaları reddetmişti.

Geçmişte Ural'ın öldürüldüğüne dair bazı haberler basında yer almıştı.

Ahrar eş-Şam'ın da içinde yer aldığı silahlı muhalif grupların ittifakı İslami Cephe, 29 Mart'ta yaptığı bir açıklamada Ural'ı öldürdüğünü duyurmuştu.

Mihraç Ural ya da diğer bilinen adıyla Ali Kayalı 1956 Hatay doğumlu.

Ural, gençlik yıllarında Mahir Çayan'ın liderliğini yaptığı Türkiye Halk Kurtuluş Partisi - Cephesi (THKP-C) içinde örgütlendi.

Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere'de öldürülmesinin ardından THKP-C'de yaşanan bölünmelerle birlikte Ural'ın başını çektiği bir grup "Türkiye Devriminin Acil Sorunları" başlıklı bir bildiri yayımladı.

Silahlı mücadeleyi benimseyen bu grup daha sonra bu bildiri nedeniyle THKP-C Acilciler adıyla anıldı.

1978 yılında Türkiye'de cezaevine giren Ural, 1982'de ise Suriye'ye firar etti.

2010'lu yılların başında Ural, Suriye'nin kuzeyinde örgütlenen Mukaveme Suriye'nin (Suriye Direnişi) kuruluşunda yer aldı.

O dönem 'ye konuşan Ural, "Türkiyeli Kürt, Suriyeli Kürt, Türkiyeli Sünni, Suriyeli Sünni, Türkiyeli Şii, Suriyeli Şii, Türkiyeli Arap, Suriyeli Arap hepimiz elbirliğiyle Mukaveme Suriye'yi inşa ettik" dedi.

Ural'ın adı 11 Mayıs 2013'te Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilen ve 52 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırılarla ilgili olarak Adana Cumhuriyet Savcılığının hazırladığı iddianamede de yer aldı.

Saldırıya Ural'ın da bizzat katıldığını iddia eden savcı, Ural'ın daha sonra beş firari sanıkla Suriye'ye kaçtığını da öne sürdü.

Ancak o dönem 'ye konuşan Ural eylemin arkasında kendisi ve örgütü olduğu yönündeki iddiaları reddetti ve saldırıyı kınadı.

Masum insanları katletmek gibi bir hedefinin olamayacağını savunan Ural, 30 yıldan fazladır Türkiye'ye gitmediğini de söyledi.

Ural, yapanlar kim olursa olsun bu eylemin İsrail ve yeni Osmanlıcılık anlayışıyla uyuştuğunu, saldırılarda İsrail istihbarat servisinin parmağı olduğunu öne sürdü.

Savcılık iddianamesinde THKP-C / Acilciler örgütü Reyhanlı katliamının sorumlusu olarak gösterildi.

Ancak, Ural, örgütün 1980'lerde demokratik, yasal siyasete kaydığını, artık Acilciler diye silahlı bir örgütün bulunmadığını söyledi.

Ural, "Bu örgütle yattık, bu örgütle kalktık, doğrudur. Öldüğü zamanda da içinde olmaktan şeref duydum. Ama bugün böyle bir silahlı örgüt yoktur" dedi.

Banyas'ta yapılan katliam sırasında örgütüyle birlikte Lazkiye'de olduğunu söyleyen Ural, "Mukaveme Suriye sivillere asla dokunmaz. Bir halk örgütüdür. Elinde silahla cephede savaşanla vuruşur. Mukaveme Suriye'nin katliam yaptığı iddiası saçma bir iddiadır. Bunun ispatı yoktur" dedi.

11 Mayıs 2013 Cumartesi günü öğle saatlerinde iki bomba yüklü araçtan biri belediye binasında, diğeri de postane binasının yakınlarında infilak etti.

Resmi açıklamalara göre patlama sonucu 53 kişi hayatını kaybetti, 912 konut, 891 iş yeri ve 148 araç zarar gördü.

Saldırı 2015'teki Ankara saldırısından sonra Cumhuriyet tarihinin en kanlı ikinci saldırısı olarak kayıtlara geçti.

Saldırıları üstlenen olmadı ancak saldırının düzenlendiği gün açıklama yapan dönemin Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Suriye istihbaratını işaret etti.

Arınç, "Suriye El Muhaberatı olağan şüpheli noktasındaki düşüncemizdir. Suriye tarafından planlanıp icra edildiğini gösteriyor" dedi.

Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise "Yaptığımız çalışmalarda rejimle doğrudan irtibatlı eski bir Marksist terör örgütüne ait olduğu ortaya çıktı" diyerek Acilciler'i işaret etti.

Dönemin Suriye Enformasyon Bakanı Ümran el Zuhbi ise haklarındaki bu iddiaları "Suriye böyle bir şey yapmadı ve asla yapmaz. Çünkü bizim değerlerimiz böyle bir şeye izin vermez" sözleriyle reddetti.

Kaynak, CEM GENCO/ANADOLU AGENCY/AFP via Getty Images

Katliamla ilgili görülen davada bir sanık Mayıs 2019'da; üç sanık ise Haziran 2026'da 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Sanıklardan Yusuf Nazik, MİT operasyonuyla Suriye'den getirildi ve Eylül 2018'de tutuklandı.

Davanın firari sanıklarından Mehmet Gezer 30 Haziran 2022'de ABD'den getirildi ve tutuklandı.

Cengiz Sertel, Aralık 2024'te Hatay Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yakalandı.

Firari sanıklardan Mohammad Dib Korali 14 Ocak 2025, Temir Dükancı da 25 Şubat 2025'te MİT operasyonlarıyla Suriye'de yakalandı.

Dosyada sanıklar Omar Alkhatıp ve Mihraç Ural ise firari durumdaydı.