16 Ekim 2026 Cuma ☁️ Kadıköy 13°C
Site Menüsü

Türkiye ve Azerbaycan hangi konularda farklılaşıyor?

1 saat önce 1
Şimşek AI Bu haberi sadece üç cümle ile özetleyebilir.
Özetlemek için buraya basın

Kaynak, @TC_Disisleri

Türkiye ve Azerbaycan, "Tek millet, iki devlet" ilkesiyle son 10 yılda ilişkilerini her alanda derinleştirdi ve stratejik ortak seviyesine çıkardı.

Ancak son dönemde ikili ilişkiler, Bakü'nün ilk ve orta dereceli okullarda "başörtüsü yasağı" getirmesi ve Ankara'nın buna tepkisi nedeniyle gerildi.

İki ülkenin farklı yaklaşım gösterdiği dış politika konuları arasında İsrail-Filistin sorunu ve Ermenistan'la normalleşme süreçleri de yer alıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15 Ekim'de uluslararası bir toplantı için gittiği Bakü'de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile yaptığı görüşmelerin ardından basına yaptığı açıklamalarda, Ankara ve Bakü arasında sarsılmaz bağlar ve kardeşlik olduğunu söyledi.

Bakan Fidan, iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin yıpratılmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Fidan, tarafların zaman zaman bazı konularda farklı yaklaşımlar içinde olabileceğini belirtirken, "Biz kadim bir milletiz. Kendi sorunlarımızı da bu kadim geçmişe yakışır bir şekilde, bize yaraşan bir şekilde oturup medeni bir şekilde konuşuruz" dedi.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) Türk dünyasından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu da farklılıklar olabileceğine işaret ederken, sorunların "aile meclisinde" çözüleceğini söyledi.

Azerbaycan hükümetinden, Türkiye ile ilişkilere ilişkin şu ana kadar bir açıklama yapılmadı.

Fidan ve Zorlu'nun farklı yaklaşımlar olarak tanımladığı konu başlıkları arasında en öne çıkan unsurlar arasında "yaşam tarzı" geliyor.

Bu konuya ilişkin en kapsamlı ve sert açıklama Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından 2 Ekim'de Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) Kurultayı'nda yapıldı.

Aliyev, bu konuşmada, "Herkes yerini bilsin, işlerimize karışmasın, yaşam tarzımıza burnunu sokmasın ve bize yol göstermesin. Herkes gitsin kendi halkıyla ve devletiyle ilgilensin" ifadelerini kullandı ama bu sözlerle hangi ülkeyi kastettiğine ilişkin bir imada bulunmadı.

Aliyev'in bu uyarısının, Azerbaycan'ın son dönemde eğitim kurumlarında laiklik ilkesinin daha net uygulanması için somut adımlar attığı bir dönemde yapması dikkat çekti.

Temmuz ayında önemli bir yasa değişikliği yaparak laik eğitim anlayışını güçlendiren Azerbaycan, Eylül ayında Bakanlar Kurulu kararıyla öğrenci ve öğretmenlerin başörtüsü ile eğitim kurumlarında bulunmasını engelleyecek bir düzenlemeyi yaşama geçirdi.

Türkiye'den bu adıma resmi bir tepki gelmedi ancak bazı AKP milletvekilleri ile Cumhurbaşkanı Danışmanı Oktay Saral'ın sosyal medya üzerinden verdiği tepkiler Bakü'de rahatsızlık yarattı.

Yeni Azerbaycan Partisi'nden yapılan açıklamada, Türkiye'ye "içişlerine karışmama" ilkesi anımsatıldı, "Bu zararlı politikadan vazgeçme çağrısı" yapıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, genel başkanı olduğu AKP'nin iktidara geldiği 2002'den itibaren Türkiye'de başörtüsüne ilişkin kısıtlamaların kaldırılmasını siyasi hayatının en önemli hedeflerinden biri olarak gördü.

Türkiye'de bu yönde adımlar atan Erdoğan, başta Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yaşayan Türkler olmak üzere Müslümanların inançlarını tam olarak yaşamasını önemli bir dış politika gündemi olarak da benimsedi.

Laiklik ilkesinin en katı uygulandığı Fransa başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesiyle bu konuda diplomatik gerilimler de bu süreçte yaşandı.

Azerbaycan ile yaşanan bu son gerilimin de Ankara'nın bu politikasıyla bağlantısı olduğu değerlendiriliyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2 Ekim'de yaptığı konuşmada, ülkenin fiziki güvenliği kadar "ideolojik güvenliğinin" sağlanmasından da sorumlu olduklarını söyledi.

İlham Aliyev, "İdeolojik güvenlik de fiziksel güvenlik kadar önemlidir. Çünkü ideolojik provokasyon ülkenin içine yöneltilmektedir" ifadelerini kullandı.

Ancak Aliyev, sorunun nereden kaynaklandığına ilişkin ayrıntı vermedi.

Türkiye ile Azerbaycan arasında zaman zaman ortaya çıkan sorunlardan biri de Bakü'deki genel algının, Ankara'nın "büyük ağabey" statüsüyle ikili ilişkilere yaklaştığı şeklinde.

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere üst düzey Türk yetkililerinin, 2020'de yaşanan 44 gün süren 2. Karabağ Savaşı'nın Azerbaycan tarafından büyük bir zafere dönüşmesinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) katkısı olduğu açıklamalarının, Bakü'nün bu konuya ilişkin hassasiyetinin zaman zaman ortaya çıkmasına neden olduğu biliniyor.

Aliyev, yine aynı konuşmada ve isim vermeden savaşı Azerbaycan'ın tek başına kazandığını vurgularken, "Elbette ideolojik alanımız yabancı unsurlardan, yabancı etkilerden arındırılmalıdır. Bu aynı zamanda bizim dış politika stratejimizdir" dedi ve ekledi:

"Dış politikamızı öyle oluşturuyoruz ve bundan sonra da öyle oluşturmalıyız ki hiç kimse işlerimize müdahale etmesin. Bizim kimsenin yardımına da ihtiyacımız yok, himayesine de ihtiyacımız yok."

Aliyev uzun konuşması sırasında Türkiye'den hiç bahsetmedi.

Kaynak, @Isaac_Herzog

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki en temel dış politika anlaşmazlığı İsrail ile ilişkiler konusunda.

Türkiye, Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki saldırılar sonrası, Gazze'de büyük bir askeri operasyon başlatan ve yoğun saldırılar düzenleyen İsrail'e karşı en sert tutum alan ülkelerden biri oldu.

Ankara, başta İslam ülkeleri olmak üzere uluslararası topluma İsrail'e kararlı bir duruş sergileme çağrısı yaptı.

Azerbaycan ise özellikle güvenlik, istihbarat ve enerji alanlarında İsrail ile ilişkilere stratejik önem veriyor.

Bakü yönetimi, İsrail'den önemli miktarda silah satın alıyor ve karşılığında bu ülkenin enerji ihtiyacının büyük kısmını karşılıyor.

Giderek daha fazla ülke tarafından izole edilen İsrail'in 15 Ekim'de Bakü'de yapılan Asya'da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı'na Cumhurbaşkanı Isaac Herzog başkanlığında bir heyetle katılması ve Aliyev ile ikili bir görüşme yapması, İsrail ve Azerbaycan arasındaki diyaloğun niteliğini göstermesi açısından önemli oldu.

Bazı Türk medya kuruluşları, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zirveye katılmama kararında Herzog'un katılımının etkili olduğunu öne sürdü. Cumhurbaşkanlığı bu konuda resmi bir açıklama yapmadı.

Fidan ve diğer bazı katılımcılar, Herzog'un konuşması sırasında salondan ayrıldı.

Türkiye ve Azerbaycan arasındaki en derin gerilim, Ankara'nın 2009'da Ermenistan'la sınırların açılması ve diplomatik ilişkilerin tesisini içeren protokolleri imzalaması nedeniyle yaşanmıştı.

O dönem Başbakan olan Erdoğan, Azerbaycan'dan gelen sert tepki üzerine Bakü'yü ziyaret etmiş ve Karabağ sorunu çözülene dek Ermenistan'la tek taraflı bir normalleşme adımı atılmayacağı yolunda güvence vermişti.

Ermenistan ile mevcut normalleşme süreci de 2. Karabağ Savaşı'nın Azerbaycan lehine sonuçlanmasının ardından başladı.

Ancak Türkiye'nin Ermenistan ile normalleşme sürecinin Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasına bağlı kılınması, Ankara ve Erivan'ın başta sınırların açılması ve ticaretin başlatılmasına ilişkin iradelerini kısıtlıyor.

Ankara'da, Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasına yönelik bazı girişimlerin

Türkiye ve Ermenistan 2022'de, sınır kapılarının üçüncü ülke vatandaşları ve diplomatik pasaport sahipleri için açılmasını kararlaştırmıştı.

Türkiye'nin, Azerbaycan'ın karşı çıkması nedeniyle bu adımı atmadığı iddia ediliyor.

Azerbaycan, Ermenistan ile 8 Ağustos 2025'te Washington'da imzaladığı anlaşmanın tam olarak uygulanması için Erivan'ın mevcut anayasasında değişiklik yapmasını ve Azerbaycan topraklarına ilişkin atfın kaldırılmasını şart koşuyor.

Bu sürecin vakit alacak olması, Türkiye ve Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini de geciktirebilir.