Siyaset

İmamoğlu savunmasının dördüncü günü: 'Bu bir siyasi davadır'

17.10.2026 14:48

Kaynak, Serdar Ozsoy/Getty Images

Tutuklandıktan sonra görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 14 Ekim'de başladığı İBB davasındaki savunmasını dördüncü gününde tamamladı.

İmamoğlu savunmasını, "Ey halkım Hazreti Ali'nin sözünü tekrar ediyorum: Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır" diyerek bitirdi.

Konuşması sırasında davanın siyasi olduğunu savunan İmamoğlu, "Türkiye'de son iki yılda yapılan her iş, muhalefet aleyhine, gazetecilere, sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara, iş insanlarına, her yapılan operasyon siyasidir. Bu ülkeye ihanet operasyonlarıdı" dedi.

Ekrem İmamoğlu dahil 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB davası, 101'inci gününde Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde görülüyor. Bugün tutukluluk hallerinin gözden geçirilmesi bekleniyor.

İmamoğlu konuşmasının başında 600 günden fazladır tutuklu olduğuna vurgu yaparak "Tabii gönül isterdi ki, 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni bu ülkede olmasın" dedi.

2024 yerel seçimleri sonrası belediyelere düzenlenen operasyonların Ekim 2024'te Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yönelik operasyonla başladığına dikkat çeken İmamoğlu, ilk olarak oraya kayyum atandığını hatırlattı.

"Bu kişi kaymakamken bir anda vali yardımcısı yapılıyor operasyondan önce... Sonra ısmarlama kayyum olarak atanıyor. Yani düşünün ki Esenyurt'a operasyon yapılacağı belli, kimin atanacağı belli..." dedi.

Özer'in tahliye edilmesine rağmen görevinin iade edilmemesiyle ilgili "Çıkıp niye bir tanesi Ahmet Özer'den özür dilemiyor? Niye Ahmet Özer görevine iade edilmiyor?" sorularını sordu.

Ekim 2026'da kayyum atanan İstanbul Esenyurt Belediyesi'ndeki bir kısım ihaleye fesat karıştırıldığı ve bu kapsamda müteahhitlerden rüşvet alındığı iddialarına yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında 19 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İmamoğlu bunun ardından "Bunun için ne varsa yaşanmış olan, siyasidir" dedi şöyle devam etti:

"Bugün bu iftiraname; her kelimesiyle, her harfiyle siyasidir. Ve bunu aziz milletimize ve benim canım yurttaşlarıma, doğusuna, batısına, güneyine, kuzeyine, AK Partilisine, MHP'lisine, DEM'lisine, İYİ Partilisine, YENİ Partilisine, bütün partilere, bütün siyasi görüşe sahip insanlarına, Alevi'sine, Sünni'sine, Kürt'üne, Türk'üne, Laz'ına, Çerkes'ine ilan ediyorum: Bu bir siyasi davadır".

İmamoğlu savunmasının üçüncü gününde, mahkemenin butlan kararıyla CHP'nin genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun davanın siyasi olmadığı yönündeki sözlerine tepki göstermiş, "Senin alnını karışlarım ya! Seninle siyaset yapan Ekrem İmamoğlu olarak söylüyorum, ister bir partinin kayyumu ol, ister ne olursan ol" demişti.

İmamoğlu savunmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek "Eyyy Sayın Cumhurbaşkanı; bu kalleş düzen, bu kurulu, pusu düzeni, pusu sisteminden kendini de koru. Bir hemşehri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı, seni uyarıyorum" dedi.

Daha sonra halka seslenerek "Ben Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu şartları bu ülkenin kaderi olarak görmüyorum" dedi, "Yoksulluk kaderimiz değildir. Adaletsizlik kaderimiz değildir. Korku kaderimiz değildir. Kutuplaşma kaderimiz değildir. Sinmek kaderimiz değildir. Bir kişiye esir olmak, kaderimiz hiç değildir" sözlerini ekledi.

Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı'nı "korkma" diye başlatmasına vurgu yapan İmamoğlu, "Korkma demiş bize. Bunu hisseden var mı? Ben hissediyorum. Diyorum 'ya o dörtlüğü sanki benim için yazmış' diye. 87 milyon insan da bunu diyecek, 'benim için yazmış, korkma'. Sen kimsin de senden korkacağım ya" şeklinde devam etti.

Temiz devlet yönetimi, bürokrasi, yargı, siyaset vurgusu yapan İmamoğlu, "Bizim Türkiye hayalimizde hiçbir vatandaş geri bırakılmayacak" dedi.

İmamoğlu savunmasını bitirmeden önce, "Bu salonda aylarca benden hesap soruldu, ben de şimdi milletimin huzurunda bu dosyanın defterini kapatıyorum" dedi ve ekledi:

"560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler.

"Üçte ikisini Maden Kanunu'nu açmadan davanın tarafı olan bir bakanlığın memurlarına hesaplattırdılar.

"Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan zarar diye yazdılar".

Ekrem İmamoğlu, örgüt üyeliği, casusluk gibi hakkındaki suçlamaları da bir kez daha reddetti, delillerin yetersizliğine vurgu yaptı:

"Delil diye beş dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular.

"Aynı beyefendinin devletin en üst düzey yetkilileriyle geçmişten bugüne onlarca fotoğrafı var. O Cumhurbaşkanı Yardımcısı, o Milli İstihbarat Başkanı, Ekrem İmamoğlu hapiste ve casus!"

Rüşvet iddialarını da tekrar reddeden İmamoğlu, "Parayı aldığı söylenen beni ilk defa Vatan Emniyet'te gördüğünü söyledi" dedi ve ekledi:

"Bizim elimizde noter var, tapu var, dekont var, Sayıştay var, Hazine izni var, kurum içi denetimler var... Onların elinde ne var? Tahliye ile takas edilmiş, bir gecede değişmiş, eşiyle, çocuğuyla, malıyla sıkıştırılmış insanların ağzından alınmış cümleler var".

Aynı zamanda cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu, seçilirse kendisine oy vermeyen insanların da "Benim devletim hala benim devletimdir" diyebileceğini söyledi:

"Mahkemesi onun mahkemesi olacak, polisi onun polisi olacak, valisi onun valisi olacak, askeri onun askeri olacak, jandarması onun jandarması olacak... Biz İstanbul'u böyle yönettik".

Bugün savunmasını tamamlayan İmamoğlu'nun sorgusunun ardından avukatları söz alacak.

İmamoğlu savunmasını sonlandırırken "Beni ve benim şahsımda millet iradesini Silivri'de tutsak alan herkesin bildiği o siyasi iradeye seslenmek istiyorum bir kez daha: Bilmelisiniz ki kurmak istediğiniz bu rejimin ne Türkiye tarihinde bir yeri vardır, ne de Türkiye'nin geleceğinde bir yeri olacaktır" dedi.

"Evet, kötülüklerin biriktiği, üst üste yığıldığı ve artık taştığı bir dönem yaşıyoruz ama Türkiye bu tuhaf, bu absürt, kendisine bu kadar yabancı dönemi mutlak geride bırakacak... Bu kabusun bittiği günler yakındır" sözlerini ekledi.

İmamoğlu kendi iradesini halktan aldığını söyleyerek "Bu ülkenin son sözünü hiçbir iktidar söylemedi, söyleyemeyecek... Son sözü her zaman daima millet söyledi, yine millet söyleyecek" dedi.

"Ve milletin o sözü, Cumhuriyetin temelidir: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözlerini ekledi.