Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini 100 baz puan indirerek % 36'ya çekti.
Para Politikası Kurulu (PPK) ocak ayındaki faiz indirimi kararı sonrasında, şubat ayında patlak veren ABD-İsrail ve İran savaşının da etkisiyle faizi yıl boyunca %37'de sabit bırakmıştı.
Böylelikle TCMB politika faizini dokuz ay sonra ilk kez indirmiş oldu.
Para Politikası Kurulu, ekim ayı enflasyon kararında enflasyonun ana eğilimindeki gerilemenin ve iç talepteki zayıf seyrin sürdüğünü belirtti.
Ancak jeopolitik gerilimler nedeniyle yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğunu vurguladı.
PPK ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını %40'tan %39'a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise %35,5'ten %34,5'e indirdi.
PPK'nın karar metnindeki "Adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir" ifadeleri bazı ekonomistlerin dikkatini çekti.
Ekonomi yazarı Uğur Gürses kişisel tahmini üzere TCMB'nin temkinli bir faiz indirimine gittiğini söyledi.
Ancak PPK metnindeki ifadeleri işaret eden Gürses şunları yazdı:
"Mealen boyutu ve zamanlamayı 'otomatiğe bağlamadım, duruma göre' diyor."
Ekonomi yazarı Güzem Yılmaz Ertem, PPK açıklamasını vurgulayarak, "Bu değişikliği faiz indirimlerine kapıyı açık tutan, ancak indirimlerin büyüklüğü ve sıklığı konusunda piyasaya verilmiş bir taahhüt bulunmadığını hatırlatan bir sözlü yönlendirme olarak düşünebiliriz" dedi.
Ekonomi yorumcusu Emrah Lafçı da yorumunda aynı ifadeye odaklandı. Lafçı bu ifadelerle TCMB'nin "Aralık ayı toplantısında benden 100 bps [baz puan] indirim beklemeyin" dediğini savundu.
Ekonomist Güldem Atabay da TCMB'nin açıklamasıyla faiz indirim sürecine otomatikman girilmediğini düşünenler arasında.
Ancak Atabay, TCMB'nin fon krizi nedeniyle sıkışan ekonomiye destek olmak için faizi 100 puan daha indireceğini düşündüğünü söyledi.
X hesabındaki değerlendirmesinde Atabay şunları yazdı:
"TCMB ne demiyor: Fon vurgunu nedeniyle oluşan dalgaya değinmeyerek finansal istikrar konusunda herhangi bir endişe belirtmiyor. Bir not düşmüyor.
"Sadece genel geçer, kredi ve mevduat piyasalarında beklenmedik gelişmeler olursa ilave makroihtiyati adımlar atılabileceğini belirtiyor. Likidite koşullarının izleneceği ve likidite yönetimi araçlarının kullanılacağı söylüyor."
Borsa İstanbul eski Yönetim Kurulu Başkan İbrahim Turan, indirimi "doğru karar" olarak nitelendirdi.
Sosyal medya hesabında bir değerlendirme yapan Turan, "Enflasyon beklediğimiz gibi yılın sonunda %28'li düzeylere gerilerse ve olağanüstü bir gelişme olmazsa Merkez Bankası aralık toplantısında faiz indirimi 150-200 bps arasında gerçekleşecektir" dedi.
Turan, buradan hareketle indirimin daha önemli kısmının 2027'de olacağını tahmin etti.
Ekonomist Fatih Özatay ise fon krizinden bahsedilmemesini eleştirerek, "Merkez Bankası PPK metninde fon krizine ilişkin hiçbir şey yok. Merkez Bankası başka bir Türkiye'de mi yaşıyor?" diye sordu.
AA Finans'ın beklenti anketine katılan 20 ekonomistin 19'u, bankanın politika faizini 100 baz puan indirerek %36'ya çekeceğini tahmin etti.
Türkçe ekonomi yayını BloombergHT'nin anketine katılan 17 katılımcının 15'i de bu ay 100 baz puan indirim bekledi.
Diğer yandan Amerikan yatırım bankası JPMorgan, Türkiye'de iç siyasi gelişmelerin enflasyon ve faiz görünümüne yönelik riskleri artırdığını belirterek faiz indirimi beklentisini aşağı çekti ve enflasyon tahminlerini yükseltti.
Banka, 20 Ekim'de yayımladığı analizde, Merkez Bankası toplantısında politika faizinin 150 baz puan yerine 100 baz puan düşürüleceğini öngördü.
Ayrıca siyasi gelişmelerin fiyat baskıları ile faiz oranları üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaya devam ettiğine dikkat çekti.
Amerikan yatırım bankası Goldman Sachs ve Fransız banka Societe Generale ekim ayında faizin sabit bırakılmasını beklediğini açıkladı.
Goldman Sachs'ın 7 Ekim tarihli analizinde bankanın faiz indirimlerine başlaması için koşulların henüz oluşmadığı belirtildi.
Societe Generale'şn 20 Ekim tarihli değerlendirmesinde ise enflasyon beklentilerinin yüksek kalması nedeniyle Merkez Bankası'nın ekim ayındaki toplantıda temkinli davranacağı öngörüldü.
2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Plan, 6 Eylül'de açıklandı.
Yeni OVP'de de pek çok hedef bir yıl öncesine göre baştan yazıldı.
Enflasyon beklentisi yükselirken tek haneye inişin tarihi iki yıl daha ertelendi.