Elektrikli otomobillerin yükselişi, içten yanmalı motorların sonu olarak görülürken BMW'de tam tersi yaşanıyor.
Otomotiv dünyasında elektrikli araçların yükselişi her zaman geleneksel motorların sonu olarak yorumlandı. Sürüş keyfi ve yüksek performanslı içten yanmalı motorlarla ün salmış BMW gibi bir marka için batarya çağına geçiş, ilk bakışta kendi mirasına bir ihanet gibi görünebilir.
Ancak oldukça ironik bir şekilde, bugün BMW logolu devasa V8 ve sıralı altı silindirli motorların yollarda kalmaya devam edebilmesinin en büyük sebebi yine şirketin elektrikli araç satışlarındaki başarısı.
Özellikle sıkı emisyon düzenlemelerinin uygulandığı pazarlarda, markaların sattıkları tüm araçların ortalama karbondioksit salınımı belirli bir sınırın altında kalmak zorunda. Kurallar içten yanmalı motor satışını doğrudan yasaklamasa da filo ortalaması sınırı aşan üreticilere ağır cezalar kesiyor.
Bu noktada elektrikli araçlar devreye giriyor. Satılan her sıfır emisyonlu elektrikli araç, çok yakıt tüketen yüksek hacimli benzinli bir modelin yarattığı karbon ayak izini dengeleyerek markalara yasal olarak nefes alma alanı sağlıyor.
ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLER V8'LERİ KURTARDI
BMW Group Avustralya CEO'su Vikram Pawah, bu stratejinin nasıl işlediğini oldukça net rakamlarla açıklıyor. Pawah, geçtiğimiz yıl markanın Avustralya'daki yerel satışlarının yaklaşık yüzde 20'sini tamamen elektrikli araçların oluşturduğunu belirtiyor. Hatta ürün gamının bazı bölümlerinde bu elektrikli tercih oranının yüzde 35 ile 40 seviyelerine kadar çıktığı görülüyor.
Elektrikli araçlara olan bu güçlü talep, benzinli ve dizel modellerden kaynaklanan yüksek emisyonları dengeleyerek BMW’nin Avustralya'da herhangi bir modeli yelpazesinden çıkarmak veya emisyon cezalarını müşterilere yansıtmak zorunda kalmamasını sağladı. Pawah, "Bir organizasyon olarak güç aktarma organları arasında bu dengeyi kesinlikle yaratabiliyoruz ve bunu korumayı amaçlıyoruz. Şu an için BMW'de bu konu hakkında çok fazla endişelenmiyoruz," diyerek bu stratejinin ne kadar başarılı çalıştığının altını çiziyor.
"SEÇİM GÜCÜ" FELSEFESİ MEYVELERİNİ VERİYOR
BMW'nin yaklaşık on yıl önce benimsediği "Seçim Gücü" felsefesi, markanın günümüzdeki esnekliğinin temelini oluşturuyor. Şirket; ortak bir platform, esnek üretim hatları ve teknolojik tarafsızlık üzerine inşa ettiği vizyon sayesinde müşterilerine benzinli, dizel, şarj edilebilir hibrit ve tamamen elektrikli güç üniteleri sunmaya devam ediyor. Hatta önümüzdeki yıllarda piyasaya sürülecek hidrojen yakıt hücreli iX5 Hydrogen ile bu seçenekler beşe çıkacak.
BMW’NİN ALTI VE SEKİZ SİLİNDİRLİ MOTORLARI AVRUPA İÇİN YENİLENİYOR
Avustralya'daki bu başarı hikâyesi, madalyonun sadece bir yüzü. Küresel çapta da BMW M departmanının patronu Frank van Meel, şirketin altı silindirli ve V8 motorlarını Avrupa Birliği'nin katı Euro 7 emisyon gereksinimlerini karşılayacak şekilde güncellediklerini doğruladı. Bu geliştirme çalışmaları, devasa motorların 2030'lu yıllara kadar hayatta kalmasını garanti altına alıyor.
Avrupa'da M2, M3 ve M4 modellerinde kullanılan 3.0 litrelik "S58" kodlu motor, değişken geometrili turboşarjlar ve yeni ateşleme teknolojileriyle destekleniyor. 4.4 litrelik devasa "S68" V8 motor ise Miller yanma döngüsüne geçiş yaparak egzoz arıtma sistemlerinde iyileştirmeler alıyor. Bu güncellemelerin bir bedeli olarak yeni V8 motor, Euro 7 normlarına uymak için M5 ve XM modellerinde eski nesline kıyasla 41 beygir güç kaybetti.
Ancak bu güç kaybı büyük motorların sonu anlamına gelmiyor. 2028'de yollara çıkması beklenen yeni nesil M3'ün hafif hibrit teknolojisiyle donatılmış S58 motorla gelmesi beklenirken, 5 Serisi ve üzerindeki tüm modellerde altı ve sekiz silindirli seçenekler sunulmaya devam ediyor. Yeni kurulan BMW Alpina alt markasının da ürün gamını genişletmesiyle bu portföye çok daha fazla büyük hacimli modelin katılması sürpriz olmayacaktır.
Sonuç olarak, elektrikli mobiliteye geçiş sürecinde oldukça ilginç bir senaryo yaşanıyor: Çevreyi korumak için sıfır emisyonlu bir BMW satın alan bir tüketici, farkında olmadan başka bir otomobil tutkununun V8 motora sahip olma hayalini gerçekleştirmesine olanak tanıyor.