Siyaset

AB'nin stratejik uyum talebi Türkiye için yeni bir engel olur mu?

06.11.2026 18:30

Avrupa Birliği'nin (AB) açıkladığı son genişleme belgeleri stratejik uyum şartının birliğe üyelik için giderek öne çıkmaya başladığını gösteriyor.

Bu uyumun Türkiye'yi çok yakından ilgilendiren konularda da aranacağına dair sinyaller artıyor.

Gelinen aşamada öne çıkan sorulardan biri, stratejik uyumun Türkiye açısından AB üyeliğinin önünde yeni bir engele dönüşüp dönüşmeyeceği.

Bir aday ülkenin AB'nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası'na uyumu oldukça basit ve zaman zaman eleştirilen bir yöntemle belirleniyor.

Uyum düzeyini belirleyen ana unsurlar, aday ülkenin AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi tarafından birlik adına yapılan açıklamalara ve AB'nin uyguladığı yaptırımlara katılıp katılmaması.

Bir ülkenin yapılan açıklamalara anında katılma zorunluluğu yok.

Katılımı geriye dönük olarak sağlamak da mümkün.

Ancak AB, giderek öne çıkmaya başlayan yaklaşımı bağlamında dış politika ve güvenlik alanında uyumu, ilgili ülkenin stratejik yöneliminin ve birlik değerlerine bağlılığının önemli bir göstergesi olarak görüyor.

AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da 4 Kasım'da yaptığı açıklamada, "Bu, sadece bir prosedürden ibaret bir egzersiz değil. Asıl mesele, karşı karşıya olduğumuz tehditler konusunda dünyayı bizimle aynı şekilde görüp görmediğinizdir" dedi.

"Bu nedenle, söz konusu uyumu çok ciddiye alıyoruz" diye konuşan Kallas, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bazı kararlar noktasında bizimle aynı çizgide buluşmak onlar için oldukça zor olsa da ülkelerin büyük çoğunluğunun bizimle büyük ölçüde hemfikir olmasından memnuniyet duyuyoruz."

Aday ülke diplomatlarının yaptığı değerlendirmelerde, AB üyesi ülkelerin yetkililerinin görüşmelerde, "Ya bizimlesiniz ya da başkalarıyla" söylemini daha belirgin şekilde kullanmaya başladıkları vurgusu sıkça dillendiriliyor.

AB'nin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu'nun açıkladığı son Türkiye Raporu'nda, raporlama döneminde, dış politika ve güvenlik politikası konularında AB ile Türkiye arasında bir dizi istişare gerçekleştirildiği belirtildi.

Raporda, "Bununla birlikte Türkiye, AB'ye katılma yönündeki stratejik hedefini dile getirmiş olmasına rağmen, AB'nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ile uyumunu geliştirme konusunda herhangi bir çaba göstermemiştir" denildi.

Müzakere sürecine girdiği ilk yıllarda Türkiye'nin AB'yle uyum düzeyi %80'e yakındı. Ancak sonrasında bu oran radikal şekilde düştü.

Bu düşüşe dikkat çeken bir AB yetkilisi, "Türkiye, PKK başta olmak üzere, topraklarında faaliyet gösteren örgütlerin AB'nin terör listesine alınması için yoğun çaba harcadı. Başta bu liste için yapılan güncellemelere katılıyordu. Sonrasında bunu bile yapmamaya başladı" dedi.

Avrupa Komisyonu verilerine göre gelinen aşamada Türkiye'nin uyum düzeyi %4.

Bu oran genişleme sürecindeki ülkeler arasındaki en düşük seviye olmasıyla dikkat çekiyor.

Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Kosova ve Kuzey Makedonya'nın uyum oranı %100.

Avrupa Komisyonu, Ukrayna'nın uyum oranının %99 olduğunu açıkladı.

Moldova ise %91'lik bir uyum oranına sahip.

Son dönemde insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanında ciddi sorunlar yaşayan Sırbistan (%63) ve Gürcistan (%38) listenin son üç arasında.

Kaynak, EPA/Shutterstock

Hem Türkiye hem AB kanadında, mevcut yöntemde Türkiye'nin katılım seviyesini yükseltmesinin mümkün ve kolay olduğunu düşünenlere rastlamak mümkün.

Brüksel'de AB'nin değerlendirme yönteminin fayları olduğu görüşünde olanlar da var.

Konuyu 'ye değerlendiren bir aday ülke diplomatı, "Bir ülkenin resmi uyum oranının düşük olması illa AB'nin dış politika ve güvenlik önceliklerine önemli ve anlamlı katkı sunmadığı anlamına gelmez. Yüksek uyum oranı olup da AB'nin hoşuna gitmeyen yaklaşım ve ortaklıklarını sürdürenler de yok değil" dedi.

AB'nin yaklaşımındaki asıl yenilik ise stratejik uyumun, ekonomi, güvenlik ve savunma gibi alanlar açısından belirleyici olma potansiyeli içermesi.

Aday ülkeleri ödüllendirme amacı taşıyan kademeli entegrasyonun ana unsurlarından birinin stratejik uyum olması da tesadüf değil.

Avrupa Komisyonu, genişleme sürecindeki ülkelerin kademeli olarak AB'nin ekonomik güvenlik çerçevesiyle uyum sağlaması gerektiği görüşünde.

AB program, proje ve politikalarına dahil olmanın yolunun da uyumdan geçmesi hedefleniyor.

Bu nedenle, kademeli entegrasyona erişimin stratejik uyuma tabi olması isteniyor.

Brüksel'de yapılan yorumlarda, Türkiye'nin üyelik hedefinden en uzak ülke olduğu vurgusu ön planda.

Bir AB ülkesi diplomatı, "Türkiye'nin uyum konusundaki isteksizliği ya da bu doğrultuda bir çabayı gerekli görmemesinde bu durumun etkisi yok demek pek mümkün değil" dedi.

Aynı diplomat, "Eğer üyelik hedefi sadece kağıt üstünde değilse, ekonomik beklenti ve çıkarların da etkisiyle belli bir aşamada tavır değişikliği kaçınılmaz olabilir" ifadelerini kullandı.

Avrupa Komisyonu'nun, stratejik uyumu yeni genişleme yaklaşımının odağına yerleştirmesi Türkiye açısından adaylık sürecini daha karmaşık hale getirme riski taşıyor.

Türkiye'nin AB'den öncelikli beklentileri arasında yer alan konuların strtejik uyumun sağlanmamasından olumsuz etkilenme riski üzerinde duruluyor.

Bu bağlamda gümrük birliği güncellemesi ilk akla gelen başlıklar arasında yer alıyor.

Son dönemin en tartışmalı konuları arasında yer alan ve düzenleme dışının itilmesi halinde Türk ekonomisinde ciddi olumsuz etki yaratma olasılığı yüksek olan "Made in EU" için de durum aynı.

Brüksel'de, stratejik uyum şartının, Avrupa Parlamentosu başta olmak üzere, vize muafiyeti gibi doğrudan ilgili olmayan alanlarda bile Türkiye'nin önüne engel olarak çıkarılabileceği yönünde yorumlara rastlamak mümkün.